‘Altı Çizili Satırlar’ Kategorisi için Arşiv

Metinler Kitabı - Murathan Mungan

Cuma, 27 Kasım 2009

kalp1.jpg

Hayattayken ağzını sıkı tutamayan, bu yüzden hiçbir gizi olmamış, olamamış;kendi kendine aldığı hiçbir suskunluk ve gizlilik kararını hayata geçirememiş, insanlar karşısında, daha doğrusu kendisine gösterilen biraz şefkat ve ilgi karşısında, her seferinde yenik düşmüş, buna karşılık artan suçluluk ve minnet duyguları içinde, onlara hep bir şeyler vermek istemiş, bunun en kestirme ve en yüksek yolu olarak da, kendi yaşamının kapılarını sonuna kadar onlara açarak, başkalarını kendi özel dünyasının bütün odalarına sokmuş; kişisel gündeliğinin en ayrıntı hurdasıyla, en mahrem yürek derinliklerini aynı anda, aynı savurgan cömertlikle, başkalarının meraklarına ya da arsız gözlerine sunmuş, bu yüzden çok yara almış, çok kullanılmış, çabuk kırılmış;tüm bunlardan keyif alacak, tüm bu eziyetleri açık ya da gizli bir tür zevke dönüştürecek kadar iyi bir mazoşist olamadığı için de, hep arafta kalmış, ruhu azaptan ve pişmanlık duygularından hiçbir zaman kurtulamamış çaresiz, bedbaht ve mustarip bir şahsiyetim ben. Ne zaman birini çok sevsem, kendimce özel şeylerimi anlatarak, kendimce gizlerimi vererek eşit olmaya çalışırım onunla. Ben insanlarla hep kendi “aleyhime” olan bir işleyişte eşit oldum. 

Murathan Mungan Metinler Kitabı Sayfa:16-17

Mırıldandıklarım - Murathan MUNGAN

Salı, 09 Aralık 2008

murat.jpg
Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
(more…)

Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu- Can Yücel

Çarşamba, 05 Kasım 2008

j0422542.jpg

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

(more…)

Şükür ki uzaylıyız- Yılmaz Özdil - 3 Ağustos 2008 Hürriyet

Pazartesi, 04 Ağustos 2008

uzay1.jpg

Anadolu’nun göbeği.

Konya’dan vuruyorsun…

Kıvrıla kıvrıla, 120 kilometre.

Patikadan bozma…

Tırışkadan asfalt.

Git, git, varıyorsun nihayetinde.

Yol orada bitiyor!

Başka yöne gidemezsin.

Çıkmaz sokak çünkü.

(more…)

Atatürk Çok Kırılmıştır- Bekir Coşkun’un Yazısı

Cumartesi, 14 Haziran 2008

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=80327&cat=110&dt=2008/06/14

Kırkıncı Oda - Ahmet Altan

Pazartesi, 12 Mayıs 2008

2808767774.jpg

Ne kadarınız gerçek sizin,
kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki
kilitler altında sakladığınız gerçek
duygularınızla,
gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor
hayatınıza,
söylenmeyen neler var kuytularda,
hani kendinizden bile sakladığınız,
bir sinir kriziyle ya da büyük bir acıyla
yahut da muhteşem bir sevinçle kabuğunu çatlatıp da
ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz
içinizde…???
Ne kadarınız kendi sahtekarlığınızın esiri?
Sevip de söyleyemediğiniz,
özleyip de açıklayamadığınız
ya da sevmeyip de sevginizin eksikliğini içinize
gömdüğünüz oluyor mu,
korkaklıklar var mı,
kalleşlikler var mı,
yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi
bekliyor…???

Göründüğünüz insan mısınız siz,
yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur
içinizde
ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi
taşıyorsunuz?
Derununuzda neler saklıyorsunuz?
Ne kadarınız gerçek sizin?

(more…)

Nothing Ever Happens - Del Amitri

Perşembe, 06 Mart 2008

22941360832.jpg

Post office clerks put up signs saying position closed
And secretaries turn off typewriters and put on their clothes
Janitors padlock the gates
For security guards to patrol
And bachelors phone up their friends for a drink
While the married ones turn on a chat show

And they’ll all be lonely tonight and lonely tomorrow

Gentlemen time please, you know we can’t serve anymore
Now the traffic lights change to stop, when there’s nothing to go
And by five o’clock everything’s dead
And every third car is a cab
And ignorant people sleep in their beds
Like the doped white mice in the college lab
(more…)

Artık Kalbim Yok!- Küçük İskender

Çarşamba, 05 Mart 2008

166949883.jpg

artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok !
küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!…

YAĞMURDA SİS DÜDÜKLERİ- Attila İLHAN

Perşembe, 28 Şubat 2008

fog.jpg

imdat çığlıkları mıdır

bir felaketi mi duyururlar

anlaşılmaz söyledikleri

salkım saçak çökerler karanlığıma

yalnızlığımı dağıtırlar

yağmurda sis düdükleri

 

 

camlarda çehreler hayal meyal

aramızdan müthiş ayrılmışlardır

anlaşılmaz niye öldükleri

son nefeslerini tasarladıkça

insan ısrarla ölümünü yaşıyor

yağmurda sis düdükleri

 

(more…)

BİRAZ UMUT…

Pazartesi, 25 Şubat 2008

1948698350.jpg 

Bu şiir yıllarca Ankara’daki çalışma odamın duvarında asılı durdu. Kartona yazılmış olan bu şiirin yanında da kurutulmuş bir kaç mor menekşe vardı. Ne zaman sıkılsam, hayattan umudumu kessem bu şiiri okur moral bulmaya çalışırdım. Bugün yine öyle bir gün, karanlığın iyice yayılmaya başladığı bu anda biraz umuda ve ışığa ihtiyaç duydum. Ve bu şiiri anımsadım.  Biz ne zaman ayılacağız bilmiyorum ama türban konusunda çok fazla rahatsızım.  Öyle bir rahatsızlık ki bu sırf buna inat, normalde giymeceyeceğim kadar açık elbiselerle dolaşmak geliyor içimden, kormadan, utanmadan. Yani böyle de yaşanabilir demek için belki de…

Hiç bir vakit tam karanlık değil gece
Kendimde denemişim ben.
Kulak ver dinle
Her acının sonunda açık bir pencere vardır
Aydınlık bir pencere
Hayal edilecek bir şey vardır
Yerine getirilecek bir istek
Doyurulacak açlık
Cömert bir yürek
Uzanmış açık bir el
Canlı canlı bakan gözler vardır
Bir yaşam vardır yaşam
Bölüşülmeye hazır

Paul Eluard