‘Dost Satırlar’ Kategorisi için Arşiv

Filmler ve Hayat Üzerine - Gözdem Çetin

Çarşamba, 07 Nisan 2010

film.jpg

Var olanla yok olan, gelenle giden,akıllılıkla delilik gibi tüm zıt kavramların arasında gerçekten çok ince bir sınır çizgisi olduğunu gösterdi bana hayat…Kırılma noktasının çokta uzak olmadığını…Hayatın görüntüde güzel ama bir vodvilden öte olmadığını…Son dönemlerde  ara verdiğim sinema izleyiciliği rolüme tekrar kavuşmaya çalışıyorum…Yüzeysel ve dayatmacı Amerikan sinema sektöründen mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışarak seçkin filmler izlemeye uğraşıyorum.Seçkin derken ödülü bol ya da tanıdık olması değil önemli olan..Hayatıma, bakış açıma bir tuğla daha koyabilmesi yada bir noksanımı ya da artımı daha gözümün önüne sermesi ölçü benim için…Arka arkaya seyrettiğim üç film ve oyunculuk beni çok derinden sarstı ve etkiledi… (more…)

Umudun Kıvılcımları- Onur Taşçı*

Salı, 10 Şubat 2009

fire.bmp

Umut,  bir zamanlar çok parlak bir alevdi.
Fakat, insanların çıkarları ağır bastı.
Zamanla bu alev,
Küçüldü, küçüldü, küçüldü…
Ve sonunda kor haline geldi.

(more…)

Mapushanem - Sezen Ruşan

Perşembe, 29 Ocak 2009

parmaklik.bmp

Demir parmaklıklar bu defa benim için aralanacak. Bu gerçek olabilir mi, rüya değil bu değil mi? Mapustan kurtulmak, özgürlüğüme kavuşmak, sadece beynin ilettiği sinyalle ufacık bir alanı görebileceğim güdüsüyle avludan baktığım gökyüzü mavi havuzcuk değil artık kocaman bir okyanus olacak. Bu gerçek midir, biri beni dürtebilir mi? Sevinçten ben dahil baş gardiyan, 2 .gardiyan ve koğuştaki en sadık arkadaşım da benimle beraber uçabilirler. Uçabiliriz… Ama bilmiyorlar ki sadece ben uçabilirim şu an, onlar demirparmaklıklar sınırına takılıp kalırlar…Tahliye belgem var elimde kapı gibi,heyhat… Özgürüm artık yani öyle mi? Nitekim uçacak kuş kanatlarını uzun uçuşa hazırlarken diğerleri sadece veda etmek için birikmişlerdi. Bu birikinti benim kadar mutlu görünüyorlardı ama o anda idrak edemezdim o mutluluk tabakasının üstünü kaplayan simsiyah asfaltı. Bilemezdim sevinçlerinin ardında yatan hüznü ve hissedemezdim kendi içimde de aynı oluşumların varlığını. Özgürdüm çünkü artık benim istediğim yere ve zamana kadar.

  (more…)

Madalyonun Bilmem Ne Tarafı- Sezen Ruşan

Cuma, 16 Ocak 2009

madalyon.bmp

Hayatı boyunca insanın başına her şey gelebilir; yaşamadan bilinmez.” Bu cümle kadercilik yaklaşımından hayata dokunmaya çalışan insanlardan duyabileceğimiz klişelerdendir. “Her şey insanlık içindir. Ne yazılırsa alnımıza o’dur; hep şükretmek hiç hayıflanmamak vaciptir.” Bunu da cenneti garantilemiş (?) inananlardan duyarız genelde. Kendi çapımda yaptığım yaşanan ya da yaşanacak olanlara bakış açısının farklılığını gösteren bu sığ ve yetersiz sınırlamanın içinde bir de  “Ben anlatmayayım yaşadıklarımı, Allah muhafaza nazarlara geliriz, sen koru yarabbiii” safsataları dolaşır çay yudumlarının arasında.

 

(more…)

VE İTİRAF EDİYORUM… - Gözdem Çetin

Pazartesi, 12 Ocak 2009

itiraf1.bmp

İnsan kendisinden gizlenerek yaşayabilir mi ya da sürekli kendisine yalan söyleyerek. Aslında ilk duyduğumuzda kulağımıza son derece çarpıcı ve acıtıcı gelen bu sözü hepimiz hayatımızın belirli dönemlerinde başrol veya figüran olarak oynuyoruz. Ya bir başrol oyuncusunun kendini reddinde ya da doğrudan kendimizi reddederek. Son dönemlerde yaşadığım bazı bilinçsel deneyimler aslında kendinden kaçabileceğin en uzak yolun bir baş mesafesi olduğunu ve gönlünü ve bilincini taşıdığın her yere kaçmaya çalıştıklarını da götürdüğünü bir kez daha gösterdi bana…

(more…)

Kalbin Yolu - Dr. Müge Özdoğan

Çarşamba, 24 Aralık 2008

yuzuk.bmp

Sevda sahnede zarif ve siyah bir inci gibiydi. Nefis bir konser vermişti yine. Bütün salon orkestrayı ve solisti ayakta alkışlıyordu. Şahane bir yan fülüt virtüözüydü Sevda, alkışlanmayı mahcup bir memnuniyetle kabul ederdi her zaman. Çocukluğunda kimse onu alkışlamamıştı  ki. Annesi kendi bencilliğini,  mutsuzluğunu paylaşırdı yaşamla. Babası emekli bir subaydı. Müzikle iç içe büyümüş,tambur çalan,mutlu,eski bir  İstanbul ailesinin, alkışlanmış övülmüş oğullarıydı. Nedense,kızının başarılarını kayıtsız bir doğallıkla karşılardı. Onun müzik yeteneği ve gayreti zaten olmalıydı çünkü babasının kızıydı. Karı koca, oldum olası bir güç savaşı verirlerdi beyhude bir telaşla,yıllar boyunca soğuyan,buz tutan cümlelerde. Şefkat,anlayış,merhamet,bağışlama birbirlerine karşı  cimri oldukları duygulardı. Üstelik  kızlarının ne konservatuvar bursu ne de yaptığı ödüllü besteler onları heyecanlandıramamıştı. Annesi tüm sevgisini evinde beslediği kedilere  adamıştı. Babası ise her gece, yaşama tutunmak içn rakısını içer, nadiren de tambur çalardı. Sohbetsiz ve mutsuz  akşamlar içinde kaybolurdu  hayatları ayrı ayrı odalarda. Babasının Sevda ya verdiği en büyük yaşam öğüdü, her zaman kendinle yetinmeyi bilmelisin olmuştu. Kimseye muhtaç olmamayı,sevdiğini belli etmemeyi öğrenmişti küçük yaştan beri Sevda. Mutluluğun da insanın sorumluluklarını sevmesi olduğunu anlamıştı  okuduğu kitaplardan. Fülütü onun hem en büyük sorumluluğu ,hem de onu  en mutlu eden şeydi .  Sevda nın kalbinin sevgi yolu,fülütünün ağlayan sesinde sonlanırdı. (more…)

Son Yazı - Gözdem Çetin

Pazartesi, 22 Aralık 2008

uzunyol.bmp

Hayatın garip mi güzel mi olduğuna karar vermeye çalışırken vardığım 30 lu yaşlarda hayatın sadece bir yanılsama olduğunu öğrendim. Aslına bakılırsa hayat diye bir şeyin var olduğu bile şüpheli. Biz bir simülasyonun içindeyiz. Ama bu bir hayat mı? Yoksa bir oyun mu o bile çok belli değil. Kimin hangi şartlarda doğacağı, öleceği hep önceden programlanmış. Verilen cüzi iradenin ise yüzde doksan yanılma payı var. Yani öyle çokta geniş bir hükümranlık alanımız yok. Hayatınızın her dönencesi başkalarınınkine karışık durumda. Hiç ben diyemiyorsunuz. Sürekli mensubiyetleriniz var. Eviniz aileniz ,soyadınız,iş yeriniz..Annelik vasfınız, eşlik vasfınız,çalışan vasfınız,arkadaş vasfınız,dost vasfınız ve düşman vasfınız mesela.

(more…)

YAĞMUR- Zuhal KARAN

Pazartesi, 01 Aralık 2008

bulut.jpg

Her sabah aynı saatte öten kuşların sesiyle uyanıyorum. Gözkapaklarımı açamıyorum, sanki tonlarca yük koymuşlar üstlerine. Şişkinlikleri dün ve önceki gecelerin mirası bana. Açma diyorlar sanki, görülecek birşey yok. Gülünecek, konuşacak, paylaşılacak ne kaldı ki? Kuşların neşeli ötüşleri sinirimi bozuyor. Susun demek geliyor içimden, sizin hiç acınız yok mu, hiç kaybetmediniz mi en sevdiğinizi diye bağırmak istiyorum. Her sabah ortalığa

(more…)

EFENDİLER- Müge Yonca Özdoğan

Pazartesi, 24 Kasım 2008

Zehra, Bekir’in avuç içleri sırılsıklam olmuş ellerinin arasından sıyırıp çektiği, yüzüne bakıyordu pis kokulu tuvaletin kırık aynasında. Suyu yavaşça açtı titreyen parmaklarıyla. Olanca gücüyle yıkamaya koyuldu yüzünü. Buz gibi suyu bir tokat gibi vuruyordu avuç avuc yanaklarına. Bekir’in arzudan terleyen parmaklarının izlerini yıkamaya yok etmeye çalışıyordu sanki. Kendi kendine konuşuyordu bir yandan. Sakin ol Zehra, koy verme öyle, ağlama isteksiz yeni gelinler gibi. Hiçbir şey olmadı daha düş evinin yoluna. Yolda düşünürsün ne yapacağını. Hepsinin soyu  aynı dölü bozukların. Erkek milletinin yüreği yok işte. Biliyor tabi,  ona hayır diyemeyeceğimi. Ayyaş herif koca değil ki başımızda. Ben ne kadar daha savaşacağım bu kara kaderimle bir başıma yarabbim? Ah benim gözleri dumanlı garip kuşum, yaralı ceylanım kızım. Sana öksürük ilacı alacaktım unutmadan, Osman da dükkândan çıkmış eve geliyordur şimdi. Topla kızım kendini. Zaten şu  nazlı kalbin bir işe yaramadı, akıllı da olamadın bu zalim dünyada, ne olacak ver köpek herife istediğini de yalasın dursun senin bedenindeki kemikleri iştahla… Yoksa nerde iş bulucan bu içine yandığımın ülkesinde, bu krizde?                                                                                                                                                   (more…)

Sevimli Bir “Merkür Terazi’de Geri Giderken” Yazısı - Berna Aşkın

Cumartesi, 04 Ekim 2008

 kedi.jpg

           Ey ahali Merkür tekrar geri gidiyor. Gerçi 24 Eylül’ de gerilemeye başladı ama 29 Eylül’ de Terazi burcunda oluşan Yeniay’la birlikte yine Terazi’ de geri giden Merkür hakkında bir şeyler yazmamak olmaz dedim. Durumun henüz farkına varmamış arkadaşlara ufak bir hatırlatma yapayım . Merkür 24 Eylül – 15 Ekim 2008 tarihlerinde Terazi burcunda geri gitmeye başladı. Şimdiye kadar sevgilinizle, eşinizle kavga etmediyseniz, eski ilişkileriniz geri dönmediyse veya siz aramadıysanız  ben hiç boşuna farkındalık yaratmayayım siz aynen devam edinJ

           Benim gibi gölge burcu Terazi olan bir insan için ilişkilere bu kadar vurgu olan bir ayda iki kelam etmemek olmaz dedim ve sarıldım klavyeye. Merkür’ ün geri gidişiyle ilgili genel bilgileri bundan önceki yazımda vermiştim merak edenler http://www.meltemtolunay.com/?p=304#more-304 linkinden okuyabilir.

          Bu sefer farklı bir şeyler yapayım dedim ve Merkür geri giderken sadece ilişkiler üzerine ahkam keseyim istedim. Aşağıda yazdıklarımı yükselen burcunuzu ve benim bu konudaki önyargılarımı dikkate alarak okuyun lütfen.

(more…)