Ekim 2007 için Arşiv

Bir Kış Yazısı

Çarşamba, 31 Ekim 2007

218370403_df22a3a5fd_m.jpg

Bu sabah ilk defa yataktan ürpererek kalktım. Çöl tadında bir yaz yaşadığımız için uzun zamandır camı kapatmıyordum Menteşelere gülerek baktım “ eh artık bu kadar dinlemek yeter, şimdi sıra sizde!” dedim içimden, camı kapattım.  Artık kısa geceliklere de son verme zamanı. Hemen sabahlığımı giydim mutfağa ilerledim. Ama hava o kadar kapalıydı ki, normalde güneş ışıklarının perdelerden gelen ve duvarda oynaşan yansımaları göçmen kuşların bir anda kaybolması gibi yokolmuştu ve koridor uzun siyah bir tünele benzemişti. Kahvaltıdaki soğuk karpuzla peynirler, yerini sıcak çay ve kızarmış ekmeğe, hatta benim gibi anadolu kökenli biri için çorbaya bırakmalı artık. Hatta çorba öyle sıcak olmalı ki, insan aldığı ilk yudumda boğazında hafif bir yangınla tanışmalı. Favorilerim süzme mercimek ve ezogelin. Ama işe yetişeceğim için sıcak çay ve kızarmış ekmekle geçiştirdim bu sabahı.  (more…)

İYİ OLDU GELMEDİĞİN-Ali KOCATEPE

Salı, 30 Ekim 2007

adsiz.bmp

İyi Oldu Gelmediğin
Bu yol korkaklar için değildir
Bu sulardan her babayiğit içemez
Bu köprüden benim diyen geçemez, geçemez
İyi oldu gelmediğin, iyi oldu gelmediğin…

Yumuşak bir yürek gerek
Sevgi kadar derin gözler
İnançlı bir bilek gerek
İyi oldu gelmediğin, iyi oldu gelmediğin…

Sen okyanus mavisine uzaksın
Açılmadan yaşar gidersin, korkaksın
Benim için herkes gibi her yerdeki insansın.
İyi oldu gelmediğin, iyi oldu gelmediğin…

Alınmanı istemem, darılman üzer beni
Sana yalan söyleyemem, tabi hep sevdim seni.
Sende sığ suları, sende martıları,
Açık denizlerden habersiz balıkları,
Ortalama insanı, geçemeyeceğin köprüleri,
Düşleyemeyeceğin mavileri,
Sende korkaklığı sevdim, sevgisizliği sevdim
İyi oldu gelmediğin, iyi oldu gelmediğin…

We love you Roger

Cumartesi, 27 Ekim 2007

aroger.bmp

25 Ekim’de Akatlar’daki Beşiktaş Spor Kompleksi’nde Supertramp’in iki beyninden birisi olan Roger Hodgson konserini dinlemeye gittim. Açıkçası konsere giderken içimde şöyle bir düşünce vardı, “adamda artık ses kalmamıştır ama olsun yine de canlı dinlemek farklıdır!”

Roger Hodgson 55-60′larında olmalı ama öyle bir ses çıkardı ki bugünkü değme rock’çılar bile boy ölçüşemez. O billur ses hiç değişmemiş, sadece saçlar ağarmış. Enerji aynı enerji, piyanodan orga, orgdan gitara, sahnede zıplayıp durdu. İki kişi olmalarına rağmen müzik kalitesi bol anfili ve enstrümanlı pek çok konserden iyiydi.

Açılışı İzzet Öz yaptı. Ben zaten Supertramp’in şarkılarından hep Roher Hodgson’unkileri Ricki Davies’in şarkılarından daha çok sevmişimdir. Seyirci de muhteşemdi. Aslında şöyle anlatmalıyım, bir yaşı benim gibi 40 ve üstü olanlar vardı ki onlar gerçek Supertramp dinleyicilerdiydi. Erkekler göbeklenmiş saçlar hafiften dökülmüş, genelde gözlüklü, kadınlarsa ya benim gibi kızıl saçlı ya da kısa saçlı ve renkli gözlüklüydü :)

(more…)

Kursu Tamamladık…

Perşembe, 25 Ekim 2007

Ankara’da Mayıs ayında açmış olduğum 22 Haftalık Temel Astroloji Kursu’nu geçen haftasonu tamamladık. Benim açımdan fiziksel anlamda biraz yorucu ama kesinlikle her dakikasından keyif aldığım bir süreç oldu. Astroloji yaşam boyu öğrenilmesi sürdürülebilecek çok derin bir konu. Dolayısıyla 22 hafta elbette sadece bir başlangıç oldu Astroloji’ye ve kendine has felsefesine. Ama en azından Astroloji’nin ne olduğundan çok ne olmadığını kursa katılan tüm arkadaşlara anlatabildiği sanıyorum.

(more…)

MÜSAİTSENİZ ANNEMLER SİZE OPERASYONA GELECEKLER!

Çarşamba, 24 Ekim 2007

43775353.jpg

Televizyonları izledikçe, gazeteleri  okudukça kendi aklımdan şüphe etmeye başladım. Sınırötesi harekat yapacağımızı bütün dünyaya haber verdiğimiz yetmiyormuş gibi, artık emekli paşalar sayesinde ordunun kullabileceği tüm taktikleri de hep beraber tartışır olduk. Yok “kamplara nokta atışı yapalım”, yok “zaten daha içeri kaçmaya başladılar, biz onlardan da öteye gidip önlerini keselim.” vs. vs. 

Benim anlamadığım aklı olan adam, zaten bu kadar haber karşısında tüm tedbirini alır. Nerede kaldı bu operasyonun gizliliği? Adamlar köyleri boşaltmış, kamplarını daha içeri taşımış, her türlü erzak ve mühimmat stoğunu yapmış, biz bir de savaşma taktiğimizi  veriyoruz. Ee ondan sonra ne olacak? Adam “ooo hoşgeldiniz , biz de sizi bekliyorduk buyrun bizi vurun” mu diyecek? 

(more…)

Elmaslar ve Pas- Joan Baez

Pazartesi, 22 Ekim 2007

joan_baez.jpg 

  Lanetlendim şimdi
  Çünkü gene geldi senin hayaletin
  Ama bu alışılmadık bir şey değil
  Dolunay çıktı
  Ve senin beni arayacağın tuttu
  Ve burada oturup
  Elim telefonun üstünde
  Birkaç ışık yılı önceden tanıdığım
  Bir sesi dinliyorum
  Dosdoğru düşüşe geçerek
  Hatırladığım kadarıyla
 
(more…)

Supertramp 25 Ekim’de İstanbul’da!

Salı, 16 Ekim 2007

stctimeofthecentury.jpg

 The Logical Song

When I was young, it seemed that life was so wonderful,
A miracle, oh it was beautiful, magical.
And all the birds in the trees, well they’d be singing so happily,
Joyfully, playfully watching me.
But then they send me away to teach me how to be sensible,
Logical, responsible, practical.
And they showed me a world where I could be so dependable,
Clinical, intellectual, cynical.

There are times when all the world’s asleep,
the questions run too deep
for such a simple man.
Won’t you please, please tell me what we’ve learned
I know it sounds absurd
but please tell me who I am.

Now watch what you say or they’ll be calling you a radical,
Liberal, fanatical, criminal.
Won’t you sign up your name, we’d like to feel you’re
Acceptable, respectable, presentable, a vegetable!

At night, when all the world’s asleep,
the questions run so deep
for such a simple man.
Won’t you please, please tell me what we’ve learned
I know it sounds absurd
but please tell me who I am.

Hayatını Yaşamak

Cuma, 12 Ekim 2007

godard2.bmpPessoa’ya…

Nana: Size bakmamdan tedirgin oluyo musunuz?
Filozof: Hayır
Nana: Sıkılır gibisiniz
Filozof: Hiç sıkılmıyorum
Nana: Ne yapıyorsunuz
Filozof: Okuyorum
Nana: Bana bir içki ikram eder misiniz
Filozof: İstiyorsanız evet
Nana: Buraya sık gelirmisiniz?
Filozof : Hayır zaman zaman bugünkü bir rastlantı
Nana: Niye okuyorsunuz
Filozof: Mesleğim
Nana: Tuhaf birden bire ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu bana çok sık olur Ne diyeceğimi biliyorum, demeden önce düşünüyorum ve uçup gidiyor.. söyleyemiyorum
Filozof: evet tabi. Bakın Üç Silahşörleri okudunuz mu?
Nana: Okumadım ama filmini seyrettim. Neden?
Filozof: Çünkü bakın orda Portos var. Zaten Üç Silahşörlerde değil. “Yirmi Yıl sonra”da Porthos iri yarı güçlü olanı az aptal hiç düşünmemiş ömründe, tamam mı. Ve günün birinde bir yeraltı geçidini bombalaması gerekiyor. Yapıyor bunu bombayı yerleştiriyor. Fitili ateşliyor ve tabiki kaçıyor. Koşarken ansızın düşünmeye başlıyor. Düşündüğü şey ne ? Bir ayağını nasıl oluyorda ötekinin önüne koyabiliyor. Düşündüğü bu. Siz de yaşamış olabilirsiniz herhalde aynı şeyi değil mi? O zaman duruyor koşamıyor. Yürüyemiyor, mümkün değil ilerleyemiyor. Patlamayla birlikte geçit üstüne yıkılıyor. Güçlü olduğu için omuzlarıyla kaldırabiliyor bu ağırlığı. Ama sonunda birinci günün ya da herneyse ikinci günün sonunda ölüyor. Anlayacağınız ilk düşünme girişiminde düşündüğü için ölüyor.

Jean Luc Godard’ın “Vivre Sa Vie” filminden “Chatelet Meydanı, bir Cafénin içi”

Gönderen:O’ya Şenarslan

Caffé Nero Yarın Akşam İstinye Park’ta Açılıyor.

Salı, 09 Ekim 2007

img_0004.JPG

 

“Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.”
 Cemal Süreyya