Aralık 2008 için Arşiv

Kalbin Yolu - Dr. Müge Özdoğan

Çarşamba, 24 Aralık 2008

yuzuk.bmp

Sevda sahnede zarif ve siyah bir inci gibiydi. Nefis bir konser vermişti yine. Bütün salon orkestrayı ve solisti ayakta alkışlıyordu. Şahane bir yan fülüt virtüözüydü Sevda, alkışlanmayı mahcup bir memnuniyetle kabul ederdi her zaman. Çocukluğunda kimse onu alkışlamamıştı  ki. Annesi kendi bencilliğini,  mutsuzluğunu paylaşırdı yaşamla. Babası emekli bir subaydı. Müzikle iç içe büyümüş,tambur çalan,mutlu,eski bir  İstanbul ailesinin, alkışlanmış övülmüş oğullarıydı. Nedense,kızının başarılarını kayıtsız bir doğallıkla karşılardı. Onun müzik yeteneği ve gayreti zaten olmalıydı çünkü babasının kızıydı. Karı koca, oldum olası bir güç savaşı verirlerdi beyhude bir telaşla,yıllar boyunca soğuyan,buz tutan cümlelerde. Şefkat,anlayış,merhamet,bağışlama birbirlerine karşı  cimri oldukları duygulardı. Üstelik  kızlarının ne konservatuvar bursu ne de yaptığı ödüllü besteler onları heyecanlandıramamıştı. Annesi tüm sevgisini evinde beslediği kedilere  adamıştı. Babası ise her gece, yaşama tutunmak içn rakısını içer, nadiren de tambur çalardı. Sohbetsiz ve mutsuz  akşamlar içinde kaybolurdu  hayatları ayrı ayrı odalarda. Babasının Sevda ya verdiği en büyük yaşam öğüdü, her zaman kendinle yetinmeyi bilmelisin olmuştu. Kimseye muhtaç olmamayı,sevdiğini belli etmemeyi öğrenmişti küçük yaştan beri Sevda. Mutluluğun da insanın sorumluluklarını sevmesi olduğunu anlamıştı  okuduğu kitaplardan. Fülütü onun hem en büyük sorumluluğu ,hem de onu  en mutlu eden şeydi .  Sevda nın kalbinin sevgi yolu,fülütünün ağlayan sesinde sonlanırdı. (more…)

Son Yazı - Gözdem Çetin

Pazartesi, 22 Aralık 2008

uzunyol.bmp

Hayatın garip mi güzel mi olduğuna karar vermeye çalışırken vardığım 30 lu yaşlarda hayatın sadece bir yanılsama olduğunu öğrendim. Aslına bakılırsa hayat diye bir şeyin var olduğu bile şüpheli. Biz bir simülasyonun içindeyiz. Ama bu bir hayat mı? Yoksa bir oyun mu o bile çok belli değil. Kimin hangi şartlarda doğacağı, öleceği hep önceden programlanmış. Verilen cüzi iradenin ise yüzde doksan yanılma payı var. Yani öyle çokta geniş bir hükümranlık alanımız yok. Hayatınızın her dönencesi başkalarınınkine karışık durumda. Hiç ben diyemiyorsunuz. Sürekli mensubiyetleriniz var. Eviniz aileniz ,soyadınız,iş yeriniz..Annelik vasfınız, eşlik vasfınız,çalışan vasfınız,arkadaş vasfınız,dost vasfınız ve düşman vasfınız mesela.

(more…)

Adımın da Bir Rüzgar Olması Tesadüf mü?

Salı, 16 Aralık 2008

ruzgar1.bmp

Oynadığım tüm rollerden sıkılıyorum. Maskelerden, tüllerden. Olduğum gibi görünmek, aklımdan geçenleri söylemek istiyorum. Filtreler, kimbilir çocukken hangi “cıss”larla vurulmaya başlanmış ketler, ahlak, toplum ve bilumum lüzumsuz sanal mekanizmayla elimi kolumu çoğu zaman ben farketmeden bağlamış kelepçeler, ipler! Çıkın hayatımdan. Ben doğduğum günkü kadar savunmasız ve özgür olmak istiyorum.

 

(more…)

Mırıldandıklarım - Murathan MUNGAN

Salı, 09 Aralık 2008

murat.jpg
Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
(more…)

YAĞMUR- Zuhal KARAN

Pazartesi, 01 Aralık 2008

bulut.jpg

Her sabah aynı saatte öten kuşların sesiyle uyanıyorum. Gözkapaklarımı açamıyorum, sanki tonlarca yük koymuşlar üstlerine. Şişkinlikleri dün ve önceki gecelerin mirası bana. Açma diyorlar sanki, görülecek birşey yok. Gülünecek, konuşacak, paylaşılacak ne kaldı ki? Kuşların neşeli ötüşleri sinirimi bozuyor. Susun demek geliyor içimden, sizin hiç acınız yok mu, hiç kaybetmediniz mi en sevdiğinizi diye bağırmak istiyorum. Her sabah ortalığa

(more…)