
Hayattayken ağzını sıkı tutamayan, bu yüzden hiçbir gizi olmamış, olamamış;kendi kendine aldığı hiçbir suskunluk ve gizlilik kararını hayata geçirememiş, insanlar karşısında, daha doğrusu kendisine gösterilen biraz şefkat ve ilgi karşısında, her seferinde yenik düşmüş, buna karşılık artan suçluluk ve minnet duyguları içinde, onlara hep bir şeyler vermek istemiş, bunun en kestirme ve en yüksek yolu olarak da, kendi yaşamının kapılarını sonuna kadar onlara açarak, başkalarını kendi özel dünyasının bütün odalarına sokmuş; kişisel gündeliğinin en ayrıntı hurdasıyla, en mahrem yürek derinliklerini aynı anda, aynı savurgan cömertlikle, başkalarının meraklarına ya da arsız gözlerine sunmuş, bu yüzden çok yara almış, çok kullanılmış, çabuk kırılmış;tüm bunlardan keyif alacak, tüm bu eziyetleri açık ya da gizli bir tür zevke dönüştürecek kadar iyi bir mazoşist olamadığı için de, hep arafta kalmış, ruhu azaptan ve pişmanlık duygularından hiçbir zaman kurtulamamış çaresiz, bedbaht ve mustarip bir şahsiyetim ben. Ne zaman birini çok sevsem, kendimce özel şeylerimi anlatarak, kendimce gizlerimi vererek eşit olmaya çalışırım onunla. Ben insanlarla hep kendi “aleyhime” olan bir işleyişte eşit oldum.
Murathan Mungan Metinler Kitabı Sayfa:16-17